kulak
(a., anat., müz., coğ., mec.)Anlamlar
-
2.
(anat.) Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü
-
4.
Saban kulağı
-
8.
(mec.) Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği
İlgili Atasözleri ve Deyimler
- · kulağı (bir şeyde) olmak
- · kulağı (veya kulakları) çınlasın
- · kulağı ağır işitmek
- · kulağı dikilmek
- · kulağı duvar olmak
- · kulağına çalınmak
- · kulağına çarpmak
- · kulağına fısıldamak
- · kulağına gelmek
- · kulağına girmemek
- · kulağına gitmek
- · kulağına inanmamak
- · kulağına kar suyu kaçırmak
- · kulağına kar suyu kaçmak
- · kulağına koymak (veya sokmak)
- · kulağına küpe olmak (veya etmek)
- · kulağına söylemek
- · kulağını açmak
- · kulağını bükmek
- · kulağını çekmek
- · kulağını çınlatmak
- · kulağını doldurmak
- · kulağının üzerine yatmak
- · kulağının zarı patlamak
- · kulağını sağır etmek
- · kulağı okşamak
- · kulağı olmamak
- · kulağı ters taraftan göstermek
- · kulak (veya kulağını) tırmalamak
- · kulak (veya kulaklarını) tıkamak
- · kulak arkası (veya ardı) etmek
- · kulak asmak
- · kulak kabartmak
- · kulak kesilmek
- · kulak kıvırmak
- · kulakları dolmak
- · kulaklarına kadar kızarmak
- · kulaklarını dikmek
- · kulaklarının pasını gidermek
- · kulakları paslanmak
Birleşik Sözcükler
kulak altı bezi, kulak çivisi, kulakdavulu, kulak demiri, kulak dolgunluğu, kulak erimi, kulak kepçesi, kulak kulağa, kulak memesi, kulak misafiri, kulak sadakası, kulak tıkacı, kulak tırmalayıcı, kulaktozu, kulak zarı, kulağı delik, kulağı kesik, kulağı kirişte, kulağı tetikte, kulağı tıkalı, dış kulak, ekşikulak, iç kulak, kabakulak, kamışkulak, karakulak, kepçe kulak, orta kulak, yelken kulak, aslankulağı, ayıkulağı, baca kulağı, cankulağı, denizkulağı, deniz kulağı, eşekkulağı, farekulağı, filkulağı, kuzukulağı, müzik kulağı, saban kulağı, sıçankulağı, tavşankulağı, eli kulağında, ağzı kulaklarında