Anlatıcı, bir eseri kaleme alan gerçek kişiyle aynı değildir. Yazar metin dışındaki tarihsel kişidir; anlatıcı ise okurun sözcüklerden hareketle kurduğu söyleme konumudur. Birinci kişiyle kendi yaşadıklarını aktaran belirgin bir karakter olabilir, olay dünyasına katılmadan üçüncü kişiyle konuşabilir veya kişisel özellikleri çok az sezilen bir ses olarak kalabilir. Bu ayrım, eserdeki her görüşü doğrudan yazara yüklemeyi önler. Anlatıcının neyi bildiği, hangi olaylara tanık olduğu, kime seslendiği, bilgiyi ne zaman verdiği ve kişilere karşı nasıl bir tutum aldığı anlatının biçimini belirler. Dil bilgisel kişi tek başına yeterli bir sınıf değildir: “Ben” diyen iki anlatıcıdan biri geçmişe geniş bilgiyle bakarken diğeri yalnız o anda algıladıklarını aktarabilir. Üçüncü kişi anlatımı da her şeyi bilen tek biçime indirgenemez. Sağlam çözümleme, zamirleri başlangıç işareti olarak kullanır ve anlatma konumunu metnin tüm bilgi dağılımıyla sınar.
Anlatıcının metin içindeki aracılık işlevi
- Dünya Olaylar, kişiler ve anlatılabilir bilgi
- Bilgi Tanıklık, erişim, saklama ve yanılma
- Ses Kişi, ton, söz varlığı ve anlatım ritmi
- Muhatap Açık veya varsayılan dinleyici
- Okur Güven, mesafe ve kaynak çıkarımı
Yazar ile anlatıcı arasındaki ayrım
Gerçek yazarın adı, yaşamı ve yayın koşulları belgelerden araştırılabilir. Anlatıcı ise yalnız eserin sunduğu dilsel işaretlerden bilinir. Yazar, kendisine benzeyen bir anlatma sesi kurabilir; bu benzerlik iki konumu özdeşleştirmez. Özyaşamöyküsel anlatılarda bile yazan kişi, anlatma anındaki benlik ve geçmişte yaşanan benlik arasında seçimler yapar. Kurmaca metinde anlatıcının yanlış yargıları veya sınırlı bilgisi, yazarın kişisel görüşü olarak kabul edilemez. Metin, anlatıcının sözünü başka kişilerin davranışları ya da olay sonuçlarıyla çürütebilir.
Ayrım, yazarın bağlamını araştırmayı gereksiz kılmaz. Mektuplar, taslaklar ve dönem koşulları eserin üretimini aydınlatabilir; ancak bu bilgiler metindeki sesi doğrudan açıklayan kısa yol değildir. Önce kimin konuştuğu, hangi kanıta sahip olduğu ve sözlerinin metin içinde nasıl karşılandığı belirlenir. Sonra tarihsel yazar ile anlatma tercihi arasındaki ilişki ayrıca tartışılabilir. Böylece biyografik bilgi metin çözümlemesini destekler, onun yerine geçmez.
Dil bilgisel kişi ve olaylara katılım
Birinci kişi anlatıcı kendisini “ben” veya bir topluluğun üyesi olarak “biz” diye gösterir. Olayların merkezindeki kişi olabileceği gibi başkasının yaşamına tanıklık eden ikincil bir kişi de olabilir. İkinci kişi anlatımında “sen” olay dünyasındaki kişiye yönelir ve anlatıcı ile muhatap arasındaki sınırı alışılmadık biçimde düzenleyebilir. Üçüncü kişi anlatımı, anlatıcının “o” diye söz ettiği kişilerden ayrı durduğunu gösterir; fakat bilgi genişliği, tarafsızlık veya güvenilirlik hakkında tek başına hüküm vermez.
Anlatıcının olay dünyasına katılması ile kullanılan zamir birbiriyle ilişkili, ancak farklı ölçütlerdir. Bir karakter kendisinden üçüncü kişiyle söz edebilir; dış anlatıcı bir kişinin söz dağarcığına yaklaşabilir. “Biz” sesi gerçekten ortaklaşa mı konuşur, yoksa grup adına konuşan tek bir kişiye mi aittir, metindeki bilgi ve tutum dağılımıyla anlaşılır. Sınıflandırma, yalnız cümledeki kişi ekini saymak yerine anlatma anı, olaylara katılım ve göndergelerin sürekliliğini birlikte izlemelidir.
Bilgi sınırı ve bakış açısıyla ilişki
Anlatıcı, olay dünyası hakkında gördüğünden fazlasını bilebilir, yalnız bir kişinin deneyimiyle sınırlı kalabilir veya dışarıdan gözlenebilen davranışları aktarabilir. Bu bilgi dağılımı bakış açısıyla yakından ilişkilidir; yine de “kim konuşuyor?” ile “kimin algı ve bilgisi belirleyici?” soruları aynı değildir. Dış anlatıcı bir karakterin algısını izleyebilir, birinci kişi anlatıcı geçmişteki kendisinin dar bakışını sonradan edindiği bilgiyle karşılaştırabilir. Çözümleme iki soruyu ayrı yanıtlayıp sonra ilişkilerini kurar.
Bilgi verme ile bilgiye sahip olma da ayrılmalıdır. Anlatıcı bildiği bir ayrıntıyı gerilim yaratmak için geciktirebilir, önemsemediği için atlayabilir veya muhatabının zaten bildiğini varsayabilir. Okur bu boşlukları olayların gelişimiyle karşılaştırır. Anlatıcının sessizliği otomatik olarak bilgisizlik değildir; fakat metinde bilgi sahibi olduğunu gösterecek işaret yoksa sınırsız bilgi varsaymak da doğru olmaz. Her iddia, anlatının hangi noktasında hangi kanıtın bulunduğuyla sınanır.
Güvenilirlik, yanılma ve tutum
Güvenilmez anlatıcı yalnız açıkça yalan söyleyen kişi değildir. Sınırlı kavrayış, önyargı, unutma, kendini haklı çıkarma veya olayları yanlış yorumlama da anlatılan ile okurun çıkardığı sonuç arasında mesafe yaratabilir. Bu niteleme dikkatli kullanılmalıdır. Bir görüşe katılmamak, anlatıcıyı tek başına güvenilmez yapmaz. Metin içindeki çelişkiler, başka kişilerin tanıklıkları, sonuçlarla uyuşmayan beklentiler ve anlatıcının kendi sözleri arasındaki gerilim birlikte değerlendirilir.
Güvenilirlik bütünüyle var veya yok biçiminde çalışmayabilir. Anlatıcı olay sırasını doğru aktarırken bir kişinin niyetini yanlış yorumlayabilir; belirli konuda yetkin, başka konuda bilgisiz olabilir. Ton da önemlidir. Alay, yakınlık, öfke veya resmiyet sözcük seçimini ve olaylara verilen ağırlığı değiştirir. Çözümleme, “taraflı” etiketinden önce hangi değerlendirme sözcüklerinin kullanıldığını ve alternatif bakışların metinde nasıl yer aldığını gösterir.
Anlatı düzeyleri ve muhatap
Bir anlatı içinde başka bir kişi sözü devralıp ikinci bir öykü anlatabilir. Çerçeve anlatının sesi, iç anlatıyı tanıtır; iç anlatının anlatıcısı kendi olay dünyasında başka bir konum kurar. Mektup, günlük, tanıklık veya aktarılan masal gibi parçalar bu düzeyleri çoğaltır. Her sesin bilgi kaynağı ve zamanı ayrı izlenmezse bir anlatıcının bildiği şey yanlışlıkla diğerine yüklenebilir. Düzey değişimi tırnak, başlık, söyleyiş biçimi veya açık bir aktarım fiiliyle belirtilebilir.
Anlatılan sözün yöneldiği muhatap da metin içinde açıkça görülebilir. Anlatıcı belirli bir kişiye seslenebilir, itirazlarını öngörebilir veya ortak geçmişe göndermede bulunabilir. Bu metin içi muhatap gerçek okurla aynı değildir. Açıklanmayan ayrıntılar, hitap biçimi ve savunma tonu kime konuşulduğu konusunda ipucu verir. Muhatap değiştiğinde anlatıcının seçtiği bilgi ve üslup da değişebilir; böylece iletişim durumu olayların sunuluşuna doğrudan katılır.
Dilsel izler ve derlem çözümlemesi
Anlatıcı çözümlemesinde kişi zamirleri, zaman ve kip ekleri, algı fiilleri, değerlendirme belirteçleri, hitaplar ve aktarım kalıpları önemli işaretlerdir. Ancak tek bir biçim doğrudan anlatıcı türüne eşitlenemez. Serbest dolaylı anlatım, anlatıcının dil bilgisel konumuyla karakterin söz varlığını birleştirebilir. Uzun metinlerde ses değişimleri bölüm sınırları, zaman sıçramaları ve sözcük dağılımıyla birlikte izlenir. Otomatik kişi sayımı yararlı bir başlangıçtır, son yorum için cümle ve bölüm bağlamı gerekir.
Derlemde “anlatıcı”, “birinci kişi anlatıcı”, “güvenilmez anlatıcı” ve “anlatıcı sesi” gibi kullanımlar çoğunlukla eleştiri, eğitim ve akademik inceleme metinlerinde görülür. Edebî eserlerde ise anlatma işlevi terim açıkça yazılmadan gerçekleşir. Bu yüzden terim sıklığı ile anlatıcı tekniklerinin yaygınlığı aynı ölçüm değildir. GTS'nin canlı bağlamları kavramın nasıl adlandırıldığını gösterir; tekil eser çözümlemesi için daha geniş metin parçasına dönülmesi, konuşan seslerin ve alıntı sınırlarının doğrulanması gerekir.
Derlem üzerinde anlatıcı izi ararken birinci kişi zamirlerini doğrudan anlatıcının kimliği saymak yanıltıcıdır. Zamir bir karakterin alıntılanan sözünde, mektupta, iç konuşmada veya başka bir metinden aktarmada bulunabilir. Benzer biçimde üçüncü kişili cümleler de anlatıcının görünmez olduğu anlamına gelmez; seçilen ayrıntı, değerlendirme sözü, zaman geçişi ve bilgi kapsamı anlatma etkinliğini gösterebilir. İnceleme önce söyleyiş katmanlarını ayırır, sonra her cümlenin kime bağlandığını ve hangi bilgiye dayandığını denetler. Otomatik konuşur tanıma, tırnak işaretleri ve ad-zamir bağlantıları uzun metinlerde yararlıdır; serbest dolaylı anlatım, iç içe anlatı ve belirsiz gönderimlerde insan değerlendirmesi gerekir. Böyle bir katmanlı yöntem anlatıcıyı yalnız dil bilgisel kişi ekine indirmeden, metnin bilgi ve söylem düzenindeki işleviyle belirler.
Doğrulanmış kaynakça
- Margolin, Uri (2014). “Narrator”. Peter Hühn ve diğerleri (ed.), the living handbook of narratology. Hamburg University. Kaynağı aç
- Niederhoff, Burkhard (2013). “Focalization”. Peter Hühn ve diğerleri (ed.), the living handbook of narratology. Hamburg University. Kaynağı aç
- University of Wisconsin-Madison Writing Center. “A Short Guide to Close Reading for Literary Analysis”. Kaynağı aç
- Demiryürek, Meral (2013). “Kurgusal Metinlerde İkinci Kişili Anlatıcı ve Bakış Açısı”. FSM İlmî Araştırmalar İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, 2. Kaynağı aç