Biçim bilimi

GTS Ansiklopedisi maddesi

GTS Ansiklopedisi Dil biliminin temel alanları

Biçim bilimi

Sözcüklerin iç yapısını, kök ve gövdeler ile dil bilgisel ya da sözlüksel işlev taşıyan biçim birimlerinin birleşme yollarını, çekim dizilerini ve yeni sözlükbirim oluşturma süreçlerini inceleyen alan.

Özgünlük kanıtı 92.6/100 Çok yüksek
Diğer GTS maddelerinden uzaklık
%70
Kaynak anlatımından bağımsızlık
%100
Cümle tekilliği
%100
Üretim izi bütünlüğü
%100

İçerik karması: afd5762b7dc0 · Kanıt kapsamı %100

Puan; içerik karması ve sürüm izi, maddeler arası metinsel uzaklık, ansiklopedi içi cümle tekilliği ve erişilebilen kaynaklardan bağımsız anlatım ölçümlerini birleştirir. Evrensel intihal kanıtı değildir.

Biçim bilimi, konuşurun bir sözcüğü yalnız bölünmez bir bütün olarak değil, düzenli parçalar ve örüntüler üzerinden nasıl kurup yorumlayabildiğini araştırır. Çekim, aynı sözlükbirimin cümlede farklı dil bilgisel görevler üstlenen biçimlerini üretirken türetim ve birleştirme yeni sözlükbirimler oluşturabilir. Her anlam parçası bağımsız sözcük olarak kullanılamaz; her harf dizisi de ayrı biçim birimi değildir. Çözümleme, biçim ile işlev arasında düzenli karşılıklara ve aynı sürecin başka sözcüklerdeki davranışına dayanır. Türkçenin çok sayıda eki art arda getirebilmesi bu alanı görünür kılar, ancak biçim bilimi yalnız ekleri sıralama işi değildir; sözcük olmanın ölçütlerini, biçim ailelerini, üretkenliği, düzensizlikleri ve ses ile söz dizimi arasındaki geçişleri de kapsar.

GTS özgün görseli

Biçimsel yapıdan sözlükbirime

  1. Kök Çözümlemenin temel biçimi
  2. Gövde Ek alabilen yapı
  3. Çekim Dil bilgisel biçimler
  4. Türetim Yeni sözlükbirim oluşturma
  5. Sözlükbirim Kanonik sözlüksel kimlik
Özgün GTS şeması, kök ve gövdenin çekim yoluyla aynı sözlükbirimin biçimlerini, türetim yoluyla ise yeni sözlüksel birimleri kurabildiğini gösterir.

Biçim birimi, kök, gövde ve sözlükbirim

Biçim birimi, düzenli bir biçim ile dilsel işlev arasındaki en küçük çözümleme birimi olarak kullanılır. Kök, daha fazla biçimbilimsel parçaya ayrılmayan temel bölüm; gövde ise çekim alabilen ve kendisi türetilmiş olabilen yapıdır. Sözlükbirim, farklı çekimli biçimleri ortak bir sözlüksel kimlik altında toplar. Bu terimler her örnekte aynı sınırı göstermez. Bir ekin işlevi bazen tek bir sesle, bazen ses değişmesiyle, bazen de açık bir ek bulunmadan ifade edilebilir. Bu nedenle yalnız sözcüğü keserek parçalara ayırmak yeterli değildir; parçaların başka sözcüklerde tekrar edip etmediği ve hangi anlam ya da dil bilgisel karşıtlığı kurduğu araştırılır.

Bir biçim biriminin sesçe farklı gerçekleşmeleri biçimsel değişke olarak ele alınabilir. Türkçede çokluk veya durum ekleri ünlü uyumu ve ünsüz benzeşmesi nedeniyle farklı yüzey biçimleri alırken ortak işlevini korur. Buna karşılık aynı ses dizisi farklı yapılarda başka işlev taşıyabilir. Olumsuzluk eki ile eylem adı yapan ekin bazı biçimleri yüzeyde çakışır; doğru çözüm için cümledeki görev ve söz dizimsel çevre gerekir. Sıfır biçim, kaynaşma ve düzensiz değişme gibi olaylar da biçim ile anlam arasında her zaman bire bir ilişki olmadığını gösterir. Kuramlar bu karmaşıklığı farklı temsil eder, fakat her temsil gözlenen biçim dizilerini ve karşıtlıkları açıklamak zorundadır.

Çekim ve türetim

Çekim, sözlükbirimin temel kimliğini koruyarak sayı, kişi, zaman, kip, durum, iyelik veya uyum gibi cümle içinde gerekli olabilen özellikleri işaretler. Aynı adın tekil ve çokul biçimleri ya da aynı fiilin farklı kişi ve zaman biçimleri genellikle ayrı sözlük maddeleri yapılmaz. Türetim ise çoğu zaman yeni bir sözlükbirim ve kimi zaman yeni bir söz türü oluşturur. Yine de çekim ile türetim arasındaki sınır bütün dillerde ve bütün eklerde aynı açıklıkta değildir. Üretkenlik, anlam düzenliliği, sözlükte saklanma gereği ve eklerin diziliş yeri gibi ölçütler birlikte kullanılır; tek bir ölçüt bütün örnekleri kesin olarak ayıramaz.

Çekim biçimleri bir dizide, yani aynı sözlükbirimin karşıt dil bilgisel özellikler taşıyan biçimler kümesinde düşünülebilir. Dizideki boşluklar her zaman tesadüf değildir; sözcüğün anlamı veya kullanım geleneği bazı biçimleri sınırlandırabilir. Türetimde ise oluşan biçimin anlamı kök ve ekten tamamen düzenli biçimde çıkarılabilir ya da zamanla özelleşebilir. Düzenli görünen her türetim konuşur için eşit ölçüde doğal değildir. Bir ekin yeni köklere uygulanabilmesi üretkenliğini, hangi kök türlerini seçtiği ise kapsamını gösterir. Derlemde rastlanan tek bir örnek olası bir türetimi kanıtlayabilir, fakat bunun yerleşik sözlükbirim mi yoksa anlık ve bağlama özgü oluşum mu olduğu ayrıca değerlendirilir.

Türkçede eklenme ve biçim-ses etkileşimi

Türkçe, gövde sonuna birden çok ekin belirli sıralarla getirilebildiği eklemeli bir yapı gösterir. Bir fiil gövdesi çatı, olumsuzluk, zaman-kip ve kişi bilgilerini; bir ad gövdesi çokluk, iyelik, durum ve bildirme işlevlerini art arda taşıyabilir. Bu sıralama rastgele değildir ve bazı ekler yalnız belirli gövde türlerinden sonra gelir. Uzun bir sözcük tek bir söz dizimsel görev üstlenirken içinde cümleyle ilgili çok sayıda özellik barındırabilir. Buna rağmen her uzun biçim yeni sözlükbirim değildir. Çekim zincirinin doğru çözümlenmesi, yüzey havuzunda cümleye ait biçimlerin yanlışlıkla bağımsız madde adayı yapılmasını önler.

Eklerin yüzey biçimi gövdenin son ünlüsü ve ünsüzüyle etkileşir. Ünlü uyumu, kaynaştırma sesleri, ünsüz benzeşmesi ve yumuşama, aynı ek veya gövdeyi farklı harf dizileriyle görünür kılabilir. “Kitap” ile “kitabı” arasındaki değişme, tabanın iki ayrı sözlükbirim olduğu anlamına gelmez; ancak her son ses değişmesi aynı kuralla tersine çevrilemez. Yabancı kökenli sözcükler, özel adlar ve kalıplaşmış biçimler farklı davranabilir. Güvenilir çözümleyici en uzun gerçek gövdeyi bulmakla yetinmez; ek dizisinin dilde mümkün olup olmadığını, hedef biçimin sözlükteki kanonik yazımını ve cümlenin gerektirdiği söz türünü birlikte denetler.

Söz yapımı ve üretkenlik

Yeni sözlükbirimler türetme, birleştirme, kısaltma, ödünçleme ve mevcut biçimi yeni görevde kullanma gibi yollarla oluşabilir. Türetme ekleri ad, fiil, sıfat veya zarf gövdeleri arasında düzenli geçişler kurar; birleşikler iki ya da daha çok sözlükbirimin yeni bir bütün oluşturmasını sağlar. Birleşiğin yazıda ayrı veya bitişik olması tek başına sözlükbirim niteliğini belirlemez. Anlam bütünlüğü, vurgu, çekimin yeri, bileşenlerin değiştirilebilirliği ve kullanımın kaynaklar arasındaki yayılımı birlikte incelenir. Serbestçe kurulabilen bir tamlama ile yerleşik çok sözcüklü birim arasındaki ayrım derecelidir ve yalnız sıklık eşiğine bağlanamaz.

Üretkenlik, bir söz yapımı örüntüsünün yeni tabanlarla ne ölçüde kullanılabildiğini anlatır. Çok sayıda eski sözcükte bulunan bir ek günümüzde yeni oluşum üretmeyebilir; az sayıda yerleşik örneği olan başka bir ek yeni alanlarda hızla yayılabilir. Tür sıklığı, tekil örneklerin farklı kaynaklardaki dağılımı ve daha önce görülmemiş tabanlarla kullanımlar üretkenliği ölçmeye yardım eder. Yüksek geçiş sayısı tek bir yaygın sözcükten kaynaklanıyorsa örüntünün üretkenliği hakkında sınırlı bilgi verir. Yeni türetimler değerlendirilirken anlamın bağlam içinde tekrarlanabilir olması, yazımın kararlılaşması ve mevcut bir çekimli biçimle karışmaması gerekir. Dilsel yaratıcılık ile sözlükte temsil edilecek yerleşiklik böylece ayrı ölçülür.

Söz dizimi, ses ve anlamla arayüzler

Biçim bilimi ile söz dizimi, cümle ilişkilerinin sözcük üzerinde işaretlendiği yapılarda iç içe geçer. Durum ekleri ad öbeklerinin fiille ilişkisini, kişi ekleri özne özelliklerini, çatı ekleri eyleme katılanların cümledeki görünümünü etkiler. Bazı kuramlar belirli olayları sözcük içinde, bazıları söz diziminde temsil eder; seçim yalnız terminolojiye değil, eklerin sırası, ayrılabilirliği ve anlam davranışı gibi verilere dayanmalıdır. Biçim-ses arayüzünde eklerin değişkeleri, vurgu ve ses düşmeleri; biçim-anlam arayüzünde çok anlamlı ekler, kalıplaşma ve türetimlerin kavramsal düzeni incelenir. Aynı yüzey sonucu farklı yollarla oluşabildiği için katmanlar arası bilgi belirsizlik çözümünde temel rol oynar.

Örneğin adlaşmış bir fiil biçimi hem fiile özgü tamlayıcıları koruyabilir hem de adlara özgü iyelik ve durum ekleri alabilir. Böyle ara özellikler, sözcükleri değişmez kutulara ayıran çözümlemeleri zorlar. Kalıplaşmış çekimli biçimler zamanla bağımsız sözlükbirime dönüşebilir; tersine, görünüşte birleşik bir biçim konuşurlar tarafından üretken kuralla her kullanımda yeniden kurulabilir. Araştırmacı konuşur yargısını, yeni örnek oluşturma olanağını, vurgu ve çekim davranışını, derlem dağılımını birlikte değerlendirir. Biçim biliminin görevi her örneği tek bir parçalama şemasına zorlamak değil, düzenli genellemeyi korurken sözlüksel özellikleri ve geçiş alanlarını görünür kılan bir temsil kurmaktır.

Derlem, lematizasyon ve sözlük üretimi

Derlemde biçim bilimi araştırması yüzey biçimlerinin çözümlemelerini, aynı lemanın çekim dağılımını ve söz yapımı örüntülerini karşılaştırır. Yüzey sıklığı, bir ek dizisinin hangi gövdelerde ve kaynak türlerinde kullanıldığını gösterirken lema sıklığı çekim çeşitlerini ortak kimlikte toplar. Otomatik çözümleme hataları özellikle eklemeli yapılarda sayımları ciddi biçimde etkileyebilir: Ek üzerinde bırakıldığında sahte lemalar çoğalır, gerçek türetim köke indirildiğinde yeni sözlükbirim görünmez olur. Bu nedenle sonuçlar örnek cümlelerle, çözümleme alternatifleriyle ve kanonik sözlük biçimleriyle denetlenir. Tekil fakat açık bağlam düşük sıklıklı bir oluşumu değerlendirmeye yeterli olabilir; otomatik güven puanı editoryal kanıtın yerine geçmez.

GTS'de biçim ailesi yeni sözcük keşfi, lematizasyon düzeltmesi ve madde ilişkileri için ortak bir araştırma alanıdır. Yönetim düzeltmesi yüzey biçimi ile hedef lema arasındaki ilişkiyi gerekçesiyle saklar; sonraki işleme aynı hatayı azaltabilir. Kurallar kör ek kesme biçiminde uygulanmaz: Hedefin gerçek sözlükbirim olması, ses değişmesinin geçerliliği ve cümledeki söz türü aranır. Çok sözcüklü yapılarda bileşenlerin kendi lemaları ile bütünün sözlüksel kimliği ayrı tutulur. Ansiklopedi sayfasındaki canlı derlem izi “biçim bilimi” ve ilgili yazım biçimlerinin güncel geçişini gösterirken madde metni, sayılardan bağımsız yöntemsel çerçeveyi sürümlü olarak korur.

Doğrulanmış kaynakça

  1. Uzun, Gülsün Leylâ (2022). “Dil Bilimi”. TÜBİTAK Sosyal Bilimler Ansiklopedisi. Kaynağı aç
  2. Matthews, Peter H. (1991). Morphology. 2. baskı. Cambridge University Press. Kaynağı aç
  3. Brown, Keith ve Jim Miller (2013). The Cambridge Dictionary of Linguistics. Cambridge University Press. DOI: 10.1017/CBO9781139049412. Kaynağı aç
  4. Oflazer, Kemal ve İlker Kuruöz (1994). “Tagging and Morphological Disambiguation of Turkish Text”. Fourth Conference on Applied Natural Language Processing, 144-149. Association for Computational Linguistics. Kaynağı aç

Editoryal açıklama

Özgün ve izlenebilir sentez

GTS Ansiklopedisi maddeleri GTS için özgün olarak yazılır. Kaynaklar olguları, kavram sınırlarını ve teknik ayrıntıları doğrulamak için kullanılır; hiçbir ansiklopedi, sözlük, makale, standart veya teknik belgedeki anlatım aynen alınmaz ya da yüzeysel biçimde yeniden yazılmaz. Maddeler önce konu sınırları ve kaynak dayanakları belirlenerek hazırlanır. Ardından T-BDLD içinde terimlerin kullanım biçimleri, yakın çevreleri ve kaynak yayılımları incelenir; kaynak bilgisi ile derlem gözlemi birbirinden ayrılarak özgün bir anlatıda birleştirilir. Editoryal denetimden geçen her değişiklik aynı kalıcı madde adresinde yeni bir sürüm numarası ve TSİ güncelleme zamanı alır.

Ansiklopedi maddesi kaynak gösterimi

Biçim bilimi