Toplum dil bilimi, dili toplumsal yaşamdan ayrılmış tek biçimli bir kurallar bütünü olarak değil, konuşurların farklı durumlarda seçtikleri ve birbirleriyle ilişki kurarken yeniden biçimlendirdikleri değişken bir kaynak olarak araştırır. Aynı dili konuşan kişiler bölgeye, yaşa, mesleğe, iletişim kanalına, konuşma amacına ve içinde bulundukları topluluklara göre farklı ses, sözcük ve yapı seçenekleri kullanabilir. Bu farklılıklar rastgele sapmalar değildir; belirli gruplarda, ortamlarda veya anlatım görevlerinde olasılığı artan düzenli örüntüler oluşturur. Alan, bir değişkenin kimlerce ve hangi koşullarda seçildiğini ölçerken toplumsal kategorileri değişmez özler saymaz. Konuşurlar birden çok topluluğa katılır, üsluplarını dinleyiciye ve amaca göre değiştirir, dilsel seçimlerle yakınlık, resmiyet veya uzmanlık gibi ilişkiler kurar. Araştırmanın amacı çeşitleri üstünlük sırasına koymak değil, dağılımı ve işlevi kanıtla açıklamaktır.
Dilsel çeşitlenmenin karşılıklı etkenleri
- Konuşur Bireysel geçmiş ve dilsel repertuvar
- Topluluk Paylaşılan kullanım ve değerlendirme örüntüleri
- Ortam Yüz yüze, yazılı veya çevrim içi kanal
- Etkileşim Muhatap, amaç ve konuşma sırası
- Değişme Seçeneklerin zaman içindeki yeniden dağılımı
Çeşitlenme araştırmasının nesnesi
Toplum dil bilimsel çalışma, aynı iletişim işlevini yerine getirebilen iki veya daha fazla dilsel seçeneğin dağılımını inceleyebilir. Bir ünsüzün farklı söylenişleri, aynı kavram için kullanılan sözler, bir ekin değişkeleri veya cümledeki farklı dizilişler araştırma konusu olabilir. Seçeneklerin gerçekten karşılaştırılabilir olması gerekir; anlamı ve iletişim görevi belirgin biçimde değişen yapılar yalnız yüzey benzerliği nedeniyle tek değişken altında toplanamaz. Araştırmacı önce dilsel çevreyi tanımlar, ardından konuşur ve kullanım bağlamı özelliklerinin her seçeneğin olasılığıyla ilişkisini ölçer. Böylece “kim nasıl konuşuyor” sorusu, hangi yapının hangi koşulda arttığını gösteren sınanabilir bir modele dönüşür.
Çeşitlenme hem bireyler arasında hem aynı bireyin konuşmaları içinde görülür. Bir kişi iş görüşmesinde, yakın arkadaşlarıyla konuşurken ve kısa ileti yazarken aynı seçenekleri aynı oranda kullanmayabilir. Bu durum konuşurun tutarsız olduğu anlamına gelmez; repertuvarındaki kaynakları duruma göre düzenlediğini gösterir. Öte yandan her değişim bilinçli bir üslup kararı değildir. Çok sık kullanılan ses ve biçim seçenekleri konuşurun dikkatinden bağımsız işleyebilir. Çözümleme, gözlenen farkı hemen kimlik göstergesi olarak yorumlamak yerine dilsel kısıtları, konu ve kanal etkilerini denetler; toplumsal açıklamayı ancak bu etkenlerle birlikte değerlendirir.
Dilsel değişken, sıklık ve olasılık
Dilsel değişken, karşılaştırılan seçenekleri ortak bir çözümleme çerçevesinde toplar. Her gerçekleşme, dilsel çevresi ve ilgili üst verilerle kodlanır. Sonuç yalnız bir seçeneğin toplam sayısı değildir; bu sayının ortaya çıkabileceği bütün uygun bağlamlara oranı ve farklı etkenler altındaki değişimidir. Bir biçim bir grupta yüz kez, başka grupta elli kez görülebilir; fakat grupların toplam söz üretimi ve uygun bağlam sayısı bilinmeden bu fark yorumlanamaz. Olasılıksal yaklaşım, dil kullanımının katı “var/yok” ayrımlarından çok birden fazla etkenin birlikte yön verdiği eğilimler taşıdığını görünür kılar.
Sıklık güçlü bir kanıt olsa da nedensellik göstermez. Yaş grupları arasında bulunan fark gerçek zamanlı bir değişmeye işaret edebilir, ancak kuşakların farklı konu, ortam veya kaynaklarda temsil edilmesinden de doğabilir. Benzer biçimde çevrim içi metinlerde yaygınlaşan bir söz, kanal etkisiyle geçici olarak öne çıkabilir. Araştırmacı örneklemin nasıl kurulduğunu, hangi konuşurların kaç katkı sunduğunu ve bağımsız gözlem varsayımının ne ölçüde karşılandığını açıklar. İstatistiksel modelin karmaşıklığı veri miktarıyla uyumlu tutulur; çok sayıda etken ekleyerek zayıf örneklemden kesin sonuç çıkarılmaz.
Konuşma topluluğu ve repertuvar
Konuşma topluluğu yalnız aynı dili kullanan insanların toplamı değildir. Üyeler hangi dilsel seçimlerin hangi durumlarda uygun, dikkat çekici, resmî veya yakın sayıldığına ilişkin belirli değerlendirme örüntülerini paylaşabilir. Sınırlar her zaman coğrafi değildir; meslek çevresi, okul, çevrim içi ilgi grubu veya düzenli etkileşim ağı da yerel kullanım kuralları geliştirebilir. Bir kişinin birden çok topluluğa katılması olağandır. Bu yüzden araştırmacı topluluğu önceden verilmiş ve homojen bir kutu olarak kabul etmez; üyelik, etkileşim sıklığı ve ortak uygulamalar hakkındaki kanıtları araştırma tasarımında tanımlar.
Dilsel repertuvar, konuşurun kullanabildiği dil, çeşit, üslup, kalıp ve diğer gösterge kaynaklarının bütünüdür. Repertuvarın bütün parçaları eşit yetkinlikte veya her durumda erişilebilir olmayabilir. Konuşur muhatabına yaklaşmak, kurumsal bir rolü yerine getirmek, bir konuyu uzmanlık çerçevesine taşımak ya da anlatıda ses değişikliği yaratmak için kaynaklar arasında geçiş yapabilir. Bu seçimleri yalnız kalıcı kişilik özellikleriyle açıklamak yetersizdir. Söylem içindeki konumu, önceki konuşma sırası ve başkalarının verdiği karşılık incelenir. Toplumsal anlam, biçimin değişmez etiketi değil, tekrar eden kullanımlarda kurulup tanınan ilişkisel bir değerdir.
Üslup, dil kesiti ve çokdilli kullanım
Üslup değişmesi, konuşurun farklı durumlarda repertuvarındaki seçeneklerin ağırlığını değiştirmesidir. Resmiyet, dinleyici, konu, amaç ve kanal bu dağılımı etkileyebilir; fakat gündelik ve resmî gibi iki geniş etiket bütün ayrıntıyı açıklamaz. Dil kesiti belirli bir etkinlik alanında tekrar eden söz varlığı, yapı ve metin düzenlerini kapsar. Bilimsel makale, haber, hukuk belgesi ve sohbet yalnız farklı kelimeler içermez; kanıt sunma, kişilere gönderimde bulunma ve bilgi yoğunluğunu ayarlama yollarında da ayrışır. Metin türünü konuşur grubuyla karıştırmamak, alan etkisini toplumsal kimlik sonucu gibi göstermemek gerekir.
Çokdilli konuşurlar dillerini mutlak biçimde ayrılmış depolar gibi kullanmak zorunda değildir. Etkileşim sırasında bir dilden diğerine geçiş, alıntı, yerleşik ödünçleme veya karma yapı farklı işlevler taşıyabilir. Her yabancı kökenli sözcük o anda gerçekleşen dil değiştirimi değildir; kullanımın toplulukta ne ölçüde yerleştiği ve konuşurun seçimi nasıl çerçevelediği incelenir. Yazılı derlem, yazı sistemleri ve otomatik dil tanıma hataları nedeniyle çokdilli örnekleri yanlış bölebilir. Nitel bağlam okuması ile sayısal dağılım birlikte yürütüldüğünde geçişlerin konu, muhatap ve söylem işlevleri daha güvenilir biçimde açıklanabilir.
Yöntem, örneklem ve araştırma etiği
Toplum dil bilimi görüşme, katılımlı gözlem, ses kaydı, anket, deney, topluluk çalışması ve derlem çözümlemesini birlikte kullanabilir. Görüşme doğal konuşmaya yaklaşmayı amaçlasa da kayıt aygıtı, araştırmacı ve soru düzeni kullanımı etkiler. Katılımlı çalışma yerel anlamları daha ayrıntılı gösterir, fakat araştırmacının rolü ve yorum süreci açıkça belgelenmelidir. Büyük çevrim içi veri geniş dağılım sağlar; kullanıcı nüfusunu ve iletişim koşullarını eksik temsil edebilir. Bir yöntem diğerinin basit yedeği değildir. Aynı örüntünün bağımsız veri türlerinde görülmesi açıklamanın aktarılabilirliğini güçlendirir.
Dil örnekleri kişilerin toplumsal konumu, yaşadığı yer veya topluluk üyeliği hakkında hassas bilgi taşıyabilir. Açık bir internet sayfasında bulunan metin bile sınırsız yeniden yayın izni anlamına gelmez. Araştırma, veri toplama koşullarını, rıza gereksinimini, kimliksizleştirme yöntemini ve alıntının yeniden tanınma riskini değerlendirir. Küçük topluluklar hakkında eksiklik veya bozukluk dili kullanmak, bilimsel betimlemeyi toplumsal yargıya dönüştürebilir. Etiketler konuşurların kendi adlandırmalarıyla ve araştırma amacıyla uyumlu seçilir. Bulgular bireyleri kalıplaştırmak için değil, belirli örneklemdeki olasılıksal ilişkileri açıklamak için sunulur.
Derlem yaklaşımı ve GTS uygulaması
Derlemler farklı kaynaklarda tekrar eden çeşitlenme örüntülerini büyük ölçekte incelemeye imkân verir. Bunun için cümle metni kadar tarih, kaynak türü, bölge, yazar ve yayın ortamı gibi üst verilerin güvenilir olması gerekir. Kaynak grupları dengesizse çok üretken birkaç yayın bütün derlemin eğilimini belirleyebilir. Bir biçimin ham sıklığı, onu kullanabilecek bağlamların sayısına ve kaynak hacmine göre değerlendirilir. Otomatik lematizasyon standart dışı veya yeni biçimleri yanlış köke bağlayabileceği için yüzey araması ile lema araması karşılaştırılır. Sonuçlar bağlam örnekleriyle denetlenir ve belirsiz sınıflandırmalar ayrı tutulur.
GTS'de alan ve tür dağılımı, zaman çizgisi, eş kullanım ve bağlam kartları toplum dil bilimsel sorular için keşif araçları sunar. T-BDLD yazılı kaynak ağırlıklı olduğundan sonuçlar doğrudan Türkiye'deki bütün konuşurların dili olarak yorumlanamaz; derlemin kapsadığı yayın ve metin ortamlarının görünümü olarak açıklanır. “Toplum dil bilimi”, “toplumdilbilim” ve “dilsel çeşitlenme” sorgularının canlı izi alan adının güncel görünürlüğünü gösterir. Yeni bir sözcük veya biçim değerlendirilirken tek bir yüksek sıklık yerine kaynak yayılımı, zaman içindeki süreklilik ve bağlam işlevi birlikte kullanılır. Böylece çeşitlenme gürültü sayılmadan, sözlükbirimleşme de her geçici seçenekle karıştırılmadan incelenebilir.
Doğrulanmış kaynakça
- Uzun, Gülsün Leylâ (2022). “Dil Bilimi”. TÜBİTAK Sosyal Bilimler Ansiklopedisi. Kaynağı aç
- Coulmas, Florian (2013). Sociolinguistics: The Study of Speakers' Choices. 2. baskı. Cambridge University Press. DOI: 10.1017/CBO9781139794732. Kaynağı aç
- McEnery, Tony ve Andrew Hardie (2012). Corpus Linguistics: Method, Theory and Practice. Cambridge University Press. Kaynağı aç