alt
(a., sf.)Anlamlar
-
2.
Bir nesnenin tabanı
-
4.
Bir şeyin yere yakın bölümü
-
7.
(sf.) Birkaç şeyden aşağıda olan
İlgili Atasözleri ve Deyimler
- · alt değirmen güçlü akar
- · alt etmek
- · altı alay üstü kalay
- · altı kaval, üstü şişhane (veya şeşhane)
- · altına etmek (veya kaçırmak)
- · altına imza atmak
- · altına imza koymak
- · altında kalmak
- · altında kalmamak
- · altından almak
- · altından çapanoğlu çıkmak
- · altından girip üstünden çıkmak
- · altından kalkamamak
- · altından kalkmak
- · altını çizmek
- · altını değiştirmek
- · altını ıslatmak
- · altını kapatmak
- · altını kısmak
- · altını üstüne getirmek
- · altını yakmak
- · altı tutmak
- · altı yaş olmak
- · alt olmak
- · alt perdeden konuşmak
- · altta kalanın canı çıksın
- · altta kalmak
- · alttan almak
- · alttan güreşmek
- · altta yok üstte yok
Birleşik Sözcükler
alt açı, alt alta, alt anlam, alt başlık, alt bayi, alt bölüm, alt cins, alt çene, alt deri, alt diş, alt dudak, alt familya, alt geçit, alt gerilim, alt güverte, alt hava yuvarı, alt ırk, alt işveren, alt karşıt, alt kat, alt katman, alt kavuşum, alt kurul, alt sınıf, alt soy, alt şube, alt tabaka, alt takım, alt tarafı, alt tür, altüst, alt yanı, altyapı, alt yazı, alt yazıcı, altı üstü, alttan alta, atom altı parçacığı, ayakaltı, bardakaltı, başaltı, baş altı, bayrakaltı, bilinçaltı, dam altı, denizaltı, deniz altı, deri altı, dilaltı, dil altı bezleri, ev altı, gözaltı, göz altı, hasır altı, kahvaltı, kapıaltı, kaymakaltı, kızılaltı, koltuk altı, kot altı, köprüaltı çocuğu, köyaltı, Kubbealtı, kulak altı bezi, merdiven altı, normalaltı, rüzgâraltı, silahaltı, su altı, şuuraltı, topaltı, toprak altı, üst deri altı, yastıkaltı, yemekaltı, yeraltı, yer altı, el altında, el altından