ayak
(anat., a., ağz., coğ., ed., mat., sp., mdn., mec.)Meanings
-
1.
(anat., a.) Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü
-
5.
→ basamak
-
6.
Futun küpü alınarak hesaplanan değer
-
9.
(coğ.) → göl ayağı
-
12.
(mat.) Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta
-
16.
(mec.) Bir düşüncenin, bir yapının olmazsa olmazı sayılan, temelini oluşturduğu düşünülen şeylerin her biri
Compound Words
ayakaltı, ayak atışı, ayak ayası, ayak bağı, ayak banyosu, ayakbastı, ayak bileği, ayak divanı, ayak hatası, ayak havlusu, ayak işi, ayak izi, ayakkabı, ayak keseri, ayak kirası, ayak oyunu, ayak perde, ayak satıcısı, ayak tabanı, ayaktakımı, ayak tarağı, ayak tenisi, ayak teri, ayak topu, ayakucu, ayak ucu, ayaküstü, ayaküzeri, ayakyolu, ayağı bağlı, ayağı karıncalı, ayağı uğurlu, ayağı üzengide, ayağına çabuk, ayaktan hasta, ağırayak, altıncı ayak, arka ayak, beşinci ayak, bir ayak evvel, birinci ayak, çatal ayak, dördüncü ayak, dört ayak, düzayak, giderayak, gömme ayak, ikinci ayak, kırkayak, önayak, ön ayak, sacayak, takma ayak, üçayak, üçüncü ayak, yalancı ayak, yalın ayak, yarım ayak, tepeden ayağa, danaayağı, domuzayağı, duvar ayağı, eli ayağı düzgün, göl ayağı, horozayağı, itayağı, kazayağı, kediayağı, kurtayağı, sacayağı, tavşanayağı, tavukayağı, turnaayağı, eline ayağına çabuk, kanı ayaklı